reklam
ALTIN
 6.717,48
DOLAR
 45,7245
STERLİN
62,1444
EURO
 53,5520
reklam

YAVUZ AĞIRALİĞLU: TÜRKİYE AVRUPA BİRLİĞİ İÇİN VAZGEÇİLMEZ BİR PARTNERDİR

Yavuz Ağıralioğlu, katıldığı Habertürk canlı yayınında, “Avrupa Birliği vizyonu da ortaya koymalıyız biz. Avrupa Birliği de Amerika’nın tehditleriyle bir yere sıkıştırıldı. Amerika’nın karşısında savunma sanayindeki boşluklarını gördü şimdi. Avrupa Birliği’nin yeni ihtiyacında Türkiye vazgeçilmez partnerdir” dedi. 

28 Temmuz 2026 23:45
YAVUZ AĞIRALİĞLU: TÜRKİYE AVRUPA BİRLİĞİ İÇİN VAZGEÇİLMEZ BİR PARTNERDİR

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Habertürk Ankara Temsilcisi Nasuhi Güngör’ün canlı yayın konuğu oldu. Habertürk canlı yayınında soruları yanıtlayan Genel Başkan Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi:

“Yeni parti kurmak genelde zor. Köklü partiler için gerçekten seçmen davranışı; alışkanlıktan daha fazla bir şeye döner. Yani sembole, aidiyete, verilmiş hayatlara, ödenmiş bedellere... Bu uğurda çekilmiş çileler, o taraflaşırken insanların katlanmak zorunda olduğu zahmetler; aidiyeti şahıslardan çıkarıp mücadele hattında, kulvarda bu mücadele değerlerine sadakate döndürür. Yani CHP gibi MHP gibi partilerde uzun süren siyasi aidiyet ve bağlılıklarda belli bir marjdan sonra seçmen, tartışılan kişilerden bağımsız kurumsal yapıya aidiyet duyabilir.

“DEĞİŞİM UMUTLARI BLOKLAŞMA DOĞURUYOR”

50+1’in zaten siyasetimizin üstündeki gölgesi bu. Değişim umutları bloklaşma doğuruyor, değişimin tehlikesi seçmen davranışını yönetme imkânı veriyor. Bir taraf diyor ki ‘AK Parti gelirse/kalırsa’, bir taraf diyor ki ‘CHP gelirse...’ Bu ‘gelirse ve kalırsa’ korkusu seçmen davranışlarını baskılıyor. O yüzden hareket eden seçmenlerin neyi yapmak istedikleri değil de neyi yapmak istemedikleri öncelikli hâle geliyor. Yeni parti neyin yenisi? Cumhuriyet Halk Partisi’nde bu butlan sürecinde, parti kapatmayla yaşanmış süreçler var. Fazilet Partisi döneminde, Refah Partisi’nde de oldu. Onlardakinden farklı bu, yani parti kapatmaktan farklı bir şey. Burada seçmen iradesinin kırılganlığına sebep olan başka bir şey var; meşruiyet sorunu oluşmuş burada. Parti kapatmak, seçmenin yargı yoluyla dizayn edilmesi anlamına gelen refleksleriyle çok bloklaşma doğuruyor. Yani daha güçlü geliyorsunuz. Ama bu öyle değil. Dolayısıyla burada bence öngördüklerinden başka bir enerji çıkacaktır. Yani Cumhuriyet Halk Partisi’nde parti olarak Kemal Bey’in meşruiyetini sorguladıkları, butlan kararıyla YSK kararlarının boşa düştüğü, bunun yargı eliyle siyasetin dizayn edildiğine dair bir propaganda... Dolayısıyla ben bu mutlak butlan sürecinde kapatma kararından daha hasarlı, daha öngörülemez bir şey oluşturduğunu düşünüyorum. Yani bu kapatma olsa mesela, sisteme daha az zarar verirdi sonuçları itibarıyla.

MUHALEFET MAZERET BEYAN ETMEZ!

Yerel yönetimlerde seçmen güvenli alternatif dener. Yani devleti vermeden önce belediyeyi vermeyi dener. Seçmenin iktidar mesajı; iktidara getirmek istediği partiyi denemek, daha güvenli bir alanda görmek, eğer yapabiliyorsa alan açabilmek, yapamıyorsa tekrar vazgeçebilmektir. 2024 yerel seçimlerinde de böyle oldu. Seçmen, ‘Size devletin verilip verilemeyeceğini, bu söylediklerinizi yapıp yapamayacağınızı test etmek istiyorum. Devleti hemen elinize vermek istemiyorum. Önce sizin yönetim kapasitenizi, söylediklerinizi yapıp yapamayacağınızı, söylediğiniz ahlaki hatta durup duramayacağınızı görmek istiyorum.’ dedi. Ben 2024 seçimlerinde böyle bir marjın açıldığını ama bu verilen kredinin çok doğru kullanılamadığını düşünüyorum. Yani ahlaki üstünlüğünü muhalefet kaybetti. Bu partili cumhurbaşkanlığı sistemine bağlı bir savrulma var sistemde, görünüyor. Bir denetimsizlik var, görünüyor. Bir keyfilik var. Siyasetin baskın gücünün devletin bütün kurumlarında, yargıda bile hissedildiği bir alan var, görünüyor. Ama ona rağmen mazeret yeri değildir muhalefet; muhalefet mazeret beyan etmez! Muhalefet her şeye rağmen kazanmanın, ahlaki üstünlüğü elinde tutmanın, ‘Ben hazırım, sizin güveninize layığım ve devletin yönetimini alıp sizi ayağa kaldıracağım’ demenin yeridir. O üstünlüğü elinde tutamadı. Ben bu süreci sağlıklı yönetemediğini düşünüyorum muhalefetin.

CUMHURBAŞKANIMIZIN MEŞHUR SÖZÜ: VERİN YETKİYİ, GÖRÜN ETKİYİ!

Biz bir muhasebenin partisiyiz. Yani AK Parti’ye doğru baktık, 24 yıllık iktidara doğru baktık, geçmişte kazanımlarımıza doğru baktık, coğrafyamızı muhasebe ettik. Dolayısıyla partiyi bu muhasebe üzerine kurduk. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi diye tecrübe ettiğimiz sistemin de muhasebesini yaptık. O Cumhurbaşkanımızın meşhur sözü işte, ‘Verin yetkiyi, görün etkiyi!’ Verilmiş yetkinin görülememiş etkisi üzerine Anahtar Parti’yi kurduk biz. O yüzden biz milletimizin kalbinde sanki yeni bir yola, yanlışları muhasebe edip bu yanlışları tekrarlamayacak olan sorumlu bir siyasete, tebessüm eden bir siyasete, güven veren bir siyasete, hesap sormaya değil, hesap vermeye gelen bir siyasete ihtiyaç olduğunu düşündük. Bu ihtiyacımızı milletimize arz ettik. Bu büyük milletin, bu büyük devletin hizmetini görecek, planları doğru yapabilecek, yaptığının hesabını verecek, enerji kaybını engelleyecek sorumlu bir siyasete ihtiyaç var; ‘biz o ihtiyacız’ diyoruz…

AMERİKA BİZİM HUKUKUMUZU ÇİĞNİYOR

Biz NATO’nun 1952 yılından beri bir müttefikiyiz. Buna rağmen maruz kaldığımız kötü muameleye karşı da itirazımızda haklıyız. Parasını verdiğimiz F-35’lerin bize verilmemesinden tutunuz da Patriot füze bataryalarını 6 sene müzakere yürüttük. Biz mesela S-400’ü aldık ama S-400 bir sonuç, sebep değil. Almak zorunda bırakıldık. PKK’ya binlerce TIR silah verildi gözümüzün önünde. Biz NATO’nun güney kanadını bekliyoruz. NATO’nun güney kanadını tehlikeye sokacak uluslararası terör örgüt listesinde PKK olmasına rağmen NATO’nun güney kanadındaki müttefikinizi sınırında tehlike oluşturacak şekilde silahlandırıyorsunuz; utanmadan! Ondan sonra da diyorsunuz ki kuzey kanadında biz bir genişleme yapacağız güvenlik için onayınızı istiyoruz. Güney kanadını tehlikeye sokup kuzey kanadında güvenlik için Türkiye’den onay istiyorsunuz utanmadan. Orada da F-16’ların modernizasyonuyla ilgili bir şeyler söylendi biliyorsunuz, o da yarım kaldı. Yani bizim hukukumuzu Amerika çiğniyor. Amerika, NATO’nun en kuvvetli üyesi, NATO’nun güney kanadındaki en güçlü müttefikinin hukukunu çiğnedi. Biz egemen bir ülkeyiz. İşlerimizi düzgün yapmak zorundayız. Saygın bir müttefikiz. 

OSMANLI DA BİZİM CUMHURİYET DE…

Biz Orta Asya’dan bugüne kurduğumuz bütün devletleri Türk Devleti hattında görmeliyiz. Osmanlı da bizim, Cumhuriyet de bizim. Osmanlı’yla Cumhuriyet’i, Cumhuriyet’le Osmanlı’yı böyle kavga ediyormuş gibi, Abdülhamit’le Atatürk’e, Atatürk’le Abdülhamit’e düşmanmış gibi bu hatta koyarak tarihi şahsiyetler üzerinden bilek güreşi yapmak, tartışmaları yaparken memleketin yarısını Osmanlıcılıkla, yarısını cumhuriyetçilikle bölmek, bunlar ucuz işlerdir, biz büyük devletiz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Oğuz Kağan’ın devleti Göktürk devletiyle aynı hat üzerindedir. O neyse bu odur. Bunların hepsi Türk devletidir. Türk milletinin devletleridir bunlar. 

TÜRK DÜNYASI AYAĞA KALKMALI!..

Dünya şimdi bir kıtlık çağına girdi. Üçüncü Cihan Harbi başladı. Düşük yoğunluklu çatışmalar şeklinde gidiyor ama üçüncü Cihan Harbi’nin başladığını konuşuyorlar. Bir bolluk çağı bitti, kıtlık çağı geldi. Bir teknoloji yüzyılına girdik. Şimdi sanayi devrimini biraz kaçırdık, orada ağır hasar aldık, geç kaldık. Teknoloji çağını kaçıramayız. Dolayısıyla şimdi işimize bakmamız lazım. Böyle münasebetsiz tartışmalara gerek yok. Dünya bizim üzerimizde tepinecek görünüyor. Yani Türk dünyasının var olduğu coğrafya üzerinde dünyanın bilek güreşi olacak. Şimdi biz burada figüran olamayız. Biz burada edilgen bir pozisyonda olamayız. Ayağa kalkmalıyız. 320 milyon Türk dünyası planla, programla, üretimle, yüksek teknolojiyle, kendi kendine bakabilme kapasitesiyle, kültürüyle, diliyle, diniyle, varlığıyla, kenetlenmiş yapısıyla güçlü bir iradeyle ayağa kalkabilmeli. Dünyanın 5’i varsa 6. kuvveti olabilmeli. Türk dünyasına yaslanabilmeli. İslam dünyasını doğru sevk ve idare edebilmeli. Sadece dünyayı böyle “doğu-batı” diye bölmeye gerek yok. Trump’ın keyfiliğine itiraz eden Amerika’da 8 milyon adam var. Netenyahu’nun aleyhine İsrail’de bağıran vicdanlar var; bu yapılanları kabul etmiyoruz diye. İspanya var, İtalya var. İnsanlığın vicdanı diye bir şey var. Türk milleti; Türk dünyasına yaslanarak İslam dünyasının suistimalini engelleyecek bir kuvvet merkezi haline gelerek insanlığın da çığlıklarını duyabilen yeni bir merkezi haline gelmeli.

Avrupa Birliği vizyonu da ortaya koymalıyız biz. Avrupa Birliği de Amerika’nın tehditleriyle bir yere sıkıştırıldı. Amerika’nın karşısında savunma sanayindeki aslında boşluklarını gördü şimdi. Avrupa Birliği’nin yeni ihtiyacında Türkiye vazgeçilmez partnerdir. Türkiye oyun kurucu olmak zorunda. Bunu yapmak zorundayız.”

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.